Açlık Oyunları -Birinci Kitap-



Suzanne Colins'in Açlık Oyunları serisinden birinci kitabını yazın girdiğim kitap koması sırasında tesadüfen kitapçıda görüp almıştım. Ve tabi vakti zamanında bir arkadaşımın tavsiyesi de bir anda aklıma geliverip bir de üstüne üstlük üstünde de "bestseller" yazısını görünce tereddütde bulunmadan hemen satın aldım.(Bu tip konularda çok safdirik olabiliyorum.)
Kitap hakkında hiçbir bilgim yoktu yani konusu nedir ne değildir... Kapağını açıp da kitabı okumaya başladığım zaman ilk kısımın başlığı HARAÇLAR olarak adlandırılmış. Yazar en başta bir takım ipuçları veriyor aslında. Katniss'in kalbine çok yakın bir karakter oldugundan ve bu kitabı yazarken etkilendiği etkenlerden bir sayfada kısaca bahsediyor. Çokça izlemiş olduğu Romalıların vakti zamanında idamları sosyal bir eğlenceye dönüştürme kabiliyetlerini dramatize eden gladyatör filmleri, çocukluğunda askeri uzman olan babasının onları tatillerde götürdüğü savaş alanları ve lise yıllarında bir kılıç dövüşü kumpanyasıyla çıktığı turnenin onda bıraktıgı izlerden söz ediyor.
Kitaba bu ön bilgilerle başlarken nedense geçmiş bir zamanda (ortadünya gibi bir yerde) geçiyordur diye düşünmüştüm fakat kitaba başladığım zaman fikrim tamamiyle değişti. Bu seferde illa da birşeylere benzetecek, bir zaman dilimine yerleştirmeye şartlanmış beynim sayesinde Mad Max (Çılgın Max) filmindeki gibi bir atmosfer düşünüverdim. Bir de bir türlü ismini hatırlayamadığım ve ortaokul zamanlarımdayken izlediğim bir filmi hatırladım ama televizyonda bir kere izlemiştim bir daha da gösterildiğini hiç görmediğim bir film aklıma gelivermişti. Alakasız olacak ama filmdeki konu şöyleydi: Geleceğin o pis ve kokuşmuş dünyasında herkesin susuz ama bol bol pisliğe sahip oldugu, zenginin çok zengin fakirin ise çok fakir oldugu bir zamanda bu zengin insanlar kendilerine eğlence olarak sokaklarda yaşayan fakir insanlardan genç olanlarından topluyorlardı diye hatırlıyorum. Belki de suç işlemiş olanlarında seçiyorlardır. Net hatırlamıyorum. Herneyse bu topladıkları elleri yüzleri kir içindeki dağınık saçlı aç ve yabani insanları bir sete topluyorlar. Bu seti öyle dizayn etmişler ki bildiğiniz savaş meydanı olacak şekilde ama bir sokak görünümünde. Gerisini anlamışsınızdır sanırım. Hayatta kalmayı başarana özgürlüğünü geri veriyorlar ama tabi hayatta kalabilirlerse... Zengin insanlar da bu görsel şovu her gece bir eğlence olarak izliyorlar. İşte kitabı da okumaya başlayıp da belli bir yere geldiğimde bunları düşünmeye başlamıştım ki eğer bu tip filmler hoşunuza gidiyorsa kitap da ilginizi çekebilecektir diye düşünüyorum. Yeri gelmişken söylemek isterim ki Mad Max serisini denk geldikçe hala oturup izlerim. Çünkü sonumuz öyle olacak. Çok az bir zaman sonra...
Velhasıl öyleydi böyleydi derken olayların heyecanı ve yazarın sizi yormayan anlatımı ile yazın deniz kenarına gidip de kitabı elimden bırakamadığım için güneş battıktan sonra "aaa deniz" diyip aklımda Katniss ve devamında onu nelerin beklediği ile ilgili tahminlerimle 2-3 gün geçirdim. Kitap bittiğinde ise çıldırmak üzereydim. Yazarın bu kadar gıcık olabileceğini tahmin edemezdim. Bunu nasıl yapar dedim durdum. Birinci kitabı öyle bir yerde bitirmişti ki çıldırmamak elde değildi. Özellikle de benim durumumda birisi için kaçınılmazdı. Şehir merkezine uzaklığımı geçin büyük bir şehirde değildim. Hatta şehir bile değil kasaba yakınlarındaydım. Orada birinci kitabı tesadüfen bulmuşum ki bir tane kalmıştı kitabın ağzı burnu kaymış hafif ıslanmış durumdaydı ama yine de almıştım. Bir de şimdi oraya gidip adama desem bunun ikinci kitabı var mı? diye muhtemelen yok diyecekti. Ama dayanamadım. Gece atladım arabaya gittim ve tahmin ettiğim sonuç: adamda ikinci kitabı yoktu. Resmen öylece kalakalmıştım. Tabii merakımdan kudura kudura bir iki gün geçirdim. Bu aralarda okuduğum başka kitaplar olduğu için ikinci kitabı almayı erteliyorum. Çünkü eminim sevgili yazar Suzanne Collins aynı gıcıklığını ikinci kitabın da sonunda yapacaktır düşücesiyle üçüncü kitabın da raflarda yerini almasını bekleyerek gün sayıyorum.
Katniss gibi olabilmek de isterdim demeden edemiyeceğim. = )

10 yorum:

Pelin Pelister Akyürek dedi ki...

Ah Sevgili Polunochnaya, hep böyle değil midir zaten? Eğer seri üç kitaplıksa ilk ikisinde muhakkak yazar böyle merakta bırakır insanı.Git ikinciyi, sonra da üçüncüyü al diye:D işte bu yüzden ben üçünü birden alıyorum hep.

ONALTIKIRKALTI dedi ki...

ne güzel bir kitap tanıtım yazısı olmuş, eline sağlık... (yahu beni de merak ettirdin şimdi hay allah seni bildiği gibi yapsın :) )

polunochnaya dedi ki...

ah Pelin ah! ben bilemedim işte. o kitap okumalıyım hırsı ile o an düşünemedim. işte bu yüzden ikinci ve üçüncü kitap için senin dediğin gibi yapacagım. bekliyorum. =)



onaltıkırkaltı teşekkür ederim. =) merakını çekebilmiş ya ne mutlu bana. ve amiiin! =)

Selamon dedi ki...

Bilemedim, o yüzden hemen soruyorum: "Geleceğin o oşs ve kokuşmuş dünyasında" alıntısındaki oşs nedir efendim? Meraklardayım.

polunochnaya dedi ki...

=)
kendi yazdıgım metini okurken bile dikkatli okumadıgımı fark ettim.
pis ve kokuşmuş demek istemiştim ama yazamamışım.
teşekkür ederim. =)

Selamon dedi ki...

"olum şartlar sonucu" "o anın şartları sebebiyle" filan gibi çeşit çeşit açılım uydurmuştum oysaki aklımda, hani nşa gibin, normal şartlar altında gibin ama, rahat olsam, fazla kasmasam çözülcekmiş herşey =)

polunochnaya dedi ki...

ama hep böyle olmaz mı zaten. aslında olaylar basittir ama biz onları karmaşık hallere sokarız sonra da o duruma getiririz. en azından benim için durum bu. =)

Kısaca Fd dedi ki...

Evet ben de Açlık oyunlarını okudum..Hatta ben de blogumda paylaştım ama sen daha iyi mi anlatmışın ne... :)
Bugünde ikinci kitabını aldım..kitap okudugum en iyi kitaplardan biri ...
SAol paylaşımın iiçin.

Kısaca Fd dedi ki...

eweett ikinci kitapta aynı gıcıklıkla bitmiş..ama ben hep böyle gıcıklıklar olsun istiyorum...çünkü bitmesin bu seriiiii :)

Biraz Şöyle Biraz Böyle dedi ki...

Çıkmamış kitapları beklemek ve meraktan delirmek yerine hepsinin çıkmasını bekleyip set halinde aldım ve bugun okumaya başladım, hadi hayırlısı :))